Okullarda oluşan korku atmosferini dağıtma ve öğrencileri yeniden güvenli bir eğitim ortamına adapte etme konusunda en büyük sorumluluğun öğretmenlerin omuzlarında olduğunu vurgulayan Baran, Yozgat'taki eğitimcilerin bu süreçte yoğun çaba sarf ettiğini aktardı. Öğretmenlerin sadece bilgi aktaran figürler olmadığını, aynı zamanda öğrencilerin psikolojik toparlanma sürecinde de hayati bir rol üstlendiğini belirten Baran, "Öğretmenlerimiz çocukları çağırıyor, konuşuyor, durumu izah ediyor ve güven vermeye çalışıyor. Bugün yine yük onların omzunda" ifadelerini kullandı. Baran, eğitim çalışanlarının bu zorlu süreçte yalnız bırakılmaması gerektiğini ve okul güvenliği meselesinin siyasi tartışmaların üzerinde, ortak bir toplumsal sorun olarak ele alınması gerektiğini savundu.
Berat Baran, yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla düzenlenen eğitim çalışanları eylemine bizzat katılarak, çocukların güvenliği ve öğretmenlerin huzurunun tüm toplumun ortak meselesi olduğuna inancını gösterdi. Açıklamasında, "Bu mesele siyaset üstüdür. Öğretmenimizin güven içinde görev yapması, öğrencimizin huzurla eğitim alması için herkesin dayanışma göstermesi gerekir" diyerek, toplumsal uzlaşı ve desteğin önemine vurgu yaptı. Zafer Partisi Yozgat teşkilatının son dönemde sahadaki toplumsal konulara ilişkin daha görünür çalışmalar yürüttüğü bilinirken, Baran'ın bu açıklamaları eğitim camiasında geniş yankı buldu.
Ziraat mühendisi kimliğiyle tanınan ve aynı zamanda aktif olarak çiftçilikle uğraşan Berat Baran, kendisini "sahadan gelen bir isim" olarak tanımlayarak, yalnızca eğitimdeki değil, ekonomik ve sosyal alandaki sorunları da yakından takip ettiklerini belirtti. Toplumun farklı kesimlerinde artan güvensizlik hissinin ekonomik sıkıntılarla birleştiğine dikkat çeken Baran, "Masada rakam konuşan değil, sahada sorun yaşayan insanlarız. Vatandaşın da üreticinin de ne çektiğini biliyoruz" diyerek, halkın yaşadığı geçim sıkıntısını bizzat gözlemlediğini vurguladı.
Açıklamasında tarım sektörüne geniş yer ayıran Baran, mazot, gübre, tohum ve sulama maliyetlerindeki fahiş yükselişler nedeniyle çiftçinin üretimden hızla uzaklaşmaya başladığına dikkat çekti. Yozgat gibi tarımın ana geçim kaynağı olduğu şehirlerde üreticinin toprağını boş bırakmasının, yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda stratejik bir risk taşıdığını belirtti. Baran, bu durumun uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyararak, "Üretici üretimden çekilirse yarın sadece ekonomik kriz değil, doğrudan gıda kriziyle karşı karşıya kalırız. Tarım milli güvenlik meselesidir" sözleriyle, tarımın ulusal güvenlik açısından taşıdığı kritik öneme işaret etti.
Berat Baran'ın hem eğitimde güvenlik endişelerini hem de tarımda sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği konularını aynı çerçevede ele alan bu kapsamlı çıkışı, güncel toplumsal ve ekonomik meydan okumalara dair dikkat çekici bir değerlendirme olarak yorumlandı.