Düşüşün en keskin hissedildiği bölgeler, Akdeniz ve Marmara olarak öne çıktı. Akdeniz Bölgesi tek başına 208 bin kişilik bir azalma kaydederken, Marmara Bölgesi de 146 bin ziyaretçi kaybıyla bu olumsuz tablonun önemli bir parçası oldu. Bu iki bölge, Türkiye'deki toplam ziyaretçi gerilemesinin büyük bir bölümünü oluşturarak, özellikle kıyı turizmi ve büyük şehir destinasyonlarındaki talebin ciddi şekilde düştüğünü ortaya koydu.
Sektör temsilcileri, Nisan ayının 'savaş sonrası' dönemin ilk tam ayı olması nedeniyle jeopolitik gelişmelerin etkisini doğrudan hissettirdiğini vurguluyor. Artan jeopolitik risk algısı, özellikle yabancı turistlerin rezervasyon kararlarını doğrudan etkileyerek seyahat planlarında belirsizlik yarattı. Güvenlik algısındaki bu dalgalanma, uluslararası turizm akışında belirleyici bir faktör haline gelmiş durumda.
Ancak genel düşüş eğilimine rağmen, Türkiye'nin bazı bölgelerinde sınırlı da olsa farklı bir tablo gözlemlendi. İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan Yozgat, alternatif turizm potansiyeliyle dikkatleri üzerine çekti. Kazankaya Kanyonu ve Sarıkaya Roma Hamamı gibi doğal ve tarihi zenginlikleriyle öne çıkan şehir, bölge turizmine önemli katkılar sunuyor. Benzer şekilde, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de turizm hareketliliğinde kısmi yükselişler yaşanması, turizm talebinin ülke genelinde homojen bir seyir izlemediğini gösteriyor.
Sektör temsilcileri ve turizm uzmanları, Mayıs ve Haziran aylarında açıklanacak yeni verilerin, sezonun genel yönü hakkında daha net bir projeksiyon sunacağını belirtiyor. Bu dönemde yaşanacak gelişmelerin, Nisan ayındaki düşüşün geçici bir dalgalanma mı yoksa daha kalıcı bir eğilimin başlangıcı mı olduğunu ortaya koyması bekleniyor. Turizm sektörü, yaz sezonu öncesi toparlanma umuduyla gelişmeleri yakından takip ediyor.