Aslan'ın siyasi yaşamındaki dönüm noktalarından biri de uluslararası arenadaki faaliyetleri oldu. 1969 yılında bazı arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e geçerek burada silahlı eğitim aldığı yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıdı. Bu deneyim, Yusuf Aslan'ın siyasi çizgisinin ve mücadele anlayışının derinleşmesinde önemli bir etken olarak kabul edildi ve sonraki faaliyetlerine de yansıdı.
Türkiye'ye dönüşünün ardından mücadelesini sürdüren Yusuf Aslan, 1971 yılında, dönemin bir diğer önemli öğrenci lideri Deniz Gezmiş ile birlikte Nurhak bölgesine doğru yol alırken güvenlik güçleriyle karşılaştı. Yaşanan çatışmada yaralanan Aslan, olayın ardından gözaltına alınarak tutuklandı. Bu hadise, Türkiye kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve ülkenin siyasi gündemini derinden etkileyen önemli davalardan birinin başlangıcı oldu.
Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan ile birlikte "Anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs" suçlamasıyla idam cezasına çarptırıldı. Yargılama süreci boyunca verilen kararların değişmemesi ve infaz hükmünün onanmasıyla birlikte, Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı ve trajik olaylarından biri yaşandı.
Yusuf Aslan, 6 Mayıs 1972 tarihinde, Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde, Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan ile birlikte sabaha karşı infaz edildi. Bu tarih, Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilirken, 68 kuşağının mücadelesinin acı bir sonu olarak hafızalara kazındı. Aslan'ın naaşı, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi ve mezarı, günümüzde de Türkiye'nin siyasi tarihindeki bu önemli isimleri anmak isteyenler tarafından ziyaret edilmeye devam ediyor.
Yusuf Aslan, Türkiye'de öğrenci hareketleri ve siyasi mücadelenin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Hayatı, idealleri ve genç yaşta son bulan mücadelesi, uzun yıllar boyunca farklı perspektiflerden tartışılmaya, genç kuşaklara aktarılmaya ve Türkiye'nin yakın geçmişinin anlaşılmasında önemli bir referans noktası olmaya devam edecektir.